0-6 yaş döneminde çocukların duygusal gelişimi üzerinde etkin rolü olan birden fazla faktör vardır. Kıskançlık, korku, öfke ve anksiyete bu faktörlerden en yaygın olanlarıdır. Bu duyguların hepsi aslında birbirinin sebebi ve sonucu olma eğilimi göstermelerine rağmen, her biri farklı alanlarda ayrı ayrı çalışılması gereken duygular olarak da karşımıza çıkabilmektedir.
Kıskançlık, kızgınlık sonucu oluşan, insanlara yönelik bir içerleme tutumu olarak tanımlanabilir. Kıskançlığı oluşturan ortam çoğu kez toplumsal kaynaklı olup, özellikle çocuğun sevdiği kişileri içerir. İlk çocuklukta kıskançlık, anne-babayı ya da çocuğa bakan bireyleri kapsar. Çünkü çocuk, ilgi ve şefkati şiddetle arzular ve sık sık kendini başka bir çocukla kıyaslama içinde bulur.
Küçük çocuklarda kıskançlık, genellikle 2-5 yaş arasında aileye yeni bir kardeşin gelmesinden kaynaklanan çok yaygın bir duygusal deneyimdir. Küçük kardeşe duyulan kıskançlık, çocukların yaşamında en sık rastlanan örnektir. Bu süreçte çocuk genellikle saldırgan davranabilir.
Kıskançlık nedeniyle çocukta görülebilecek alt ıslatma, tırnak yeme, parmak emme gibi gerileme belirtileri, ruh sağlığını olumsuz etkiler. Bu nedenle anne ve babanın doğumdan önce ve sonra kontrollü bir şekilde çocuklarını bu konuda hazırlamaları en uygun çözümdür.
Yeni kardeş aileye katılmadan önce çocuğun isteklerine sınırlar konmalıdır. Sınırları olan çocuk, sevgi ve ilgi paylaşımını daha kolay tolere eder.
Aileye katılacak kardeşin gelişi konusunda bilgi verilmeli, yaşamında olabilecek değişiklikler (ne kadar süre sonra doğacağı, cinsiyeti, odasının nerede olacağı vb.) anlatılmalıdır.
Kardeşin ismi konusunda olasılıklar paylaşılmalı, önerileri değerlendirilebilir.
Kardeşi için duygularını ifade eden bir resim çizmesi istenebilir.
Kardeş için alışveriş yapılırken, onun için de önceden eşyalar alındığı belirtilmeli; arada oyuncak, giysi, aksesuar alınabilir ancak özellikle eskisinden daha fazla hediye alınmamalıdır.
Hastane odasında bebeğin ziyareti sırasında, çekirdek aile ve yakınlarla birlikte mutlu bir ortam oluşturulmalıdır.
Kardeşine dokunması engellenmemeli, aşırı koruyucu tepkiler verilmemelidir. Ancak zarar vermesini önleyici uyarılar da onu rahatsız edecek boyutta olmamalıdır.
Bebeğe armağan getiren yakınların, abla veya abiyi de gözeterek hediye getirmeleri mutluluk verici olacaktır.
Anne, bebekle ilgilenirken büyük çocuğu ilgi ve sevgisinden mahrum etmemelidir.
Kardeş gelmeden önce kendi odasında düzenli yatması sağlanmalıdır. Kıskanmasın diye kardeşten sonra anne-baba yatağına almak doğru değildir.
Kardeşin bakımıyla ilgili işlerde mutlaka büyük çocuktan yardım istenmeli, bu yardımlar için teşekkür edilmeli ve duyulan mutluluk ifade edilmelidir. Bu yaklaşım kıskançlık yerine koruyuculuk duygularının gelişmesine katkı sağlar.
Kıskandığı durumlarda çocuk etiketlenmemeli ve suçlu hissettirilmemelidir. Onun duygusunu anladığınızı ifade ederek konuşmak en işlevsel yaklaşımdır.
Anne ve baba olarak kardeşi olmadan da çocukla evde ve dışarıda özel zaman geçirilmelidir.
Çocuklar özgürlük alanlarını kısıtlayan, eşyalarına zarar veren, zamanlarını alan ya da ders çalışmalarını engelleyen kardeşlerine tepki gösterebilirler. Bu durumda aslında küçük kardeşin de sevgi ve ilgi beklediği, abi/ablanın rol model olduğu anlatılmalıdır. Kardeşiyle keyifli bir oyun oynaması veya sıcak bir ilgi göstermesi bile olumsuz davranışlarını engelleyebilir.
📌 Sonuç:
Kıskançlık çocukluk döneminde doğal ve yaygın bir duygudur. Ancak doğru yaklaşım, çocukların bu duyguyu sağlıklı biçimde aşmalarına yardımcı olur. Anne-babanın anlayışlı, dengeli ve hazırlıklı tutumu kıskançlık yerine koruyucu ve paylaşımcı duyguların gelişmesini sağlar.
Kayseri’nin en güvenilir ve sevgi dolu kreşlerinden biri olarak, çocuklarınızın güvenli, eğlenceli ve öğretici bir ortamda büyümelerini sağlamak için buradayız. Eğitimde yenilikçi yaklaşımlarla her çocuğun bireysel yeteneklerini keşfetmesine ve geliştirmesine yardımcı oluyoruz.
© 2024 Bu Sitenin Tüm Hakları Saklıdır Geliştirici: Prolifesoft E-Ticaret Web Tasarım Hizmetleri